Temel Demirer’in gözaltına ilişkin aydınlar tarafından basın açıklaması yapıldı

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi ve Aydın ve Sanatçı Girişimi, 6 Ekim günü İstanbul’daki evinden sabah baskını ile gözaltına alınıp Ankara’ya götürülen komünist yazar Temel Demirer’in sürecine dair basın açıklaması yaptı.

“TEMEL DEMİRER DERHAL SERBEST BIRAKILMALIDIR” talebiyle bir araya gelen aydınların basın açıklamasını yazar Fikret Başkaya okudu.

“Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın talimatıyla yazar ve aktivist Temel Demirer’in İstanbul’daki evi 6 Ekim cumartesi günü sabaha karşı basıldı, arama yapıldı ve kendisi gözaltına alındı.

“Gerekçe” mi? Dosyada “gizlilik” kararı olduğu için, kendisi ve avukatları dahil kimse bilmiyor. Tam olarak neyle suçlandığını, bugünkü sorgusunda öğrenebileceğimizi umuyoruz. Kafka’vari bir durum…

Gözaltı esnasında raporu yanında yok diye ilaçlarını yanına almasına da izin verilmedi. Sonrasında kimse ile görüştürülmeden Ankara ekibine teslim edilerek Ankara Emniyeti’ne getirildi.

Gözaltı üzerinden 24 saat geçmesine rağmen avukatların görüşme talebinin reddedilmesi yanında, zaruri ilaçlarının yanına almasına izin verilmemesi, hukukla, yasayla vb. değil, ancak “gözdağı, intikam, yıldırma” gibi arkaik güdülerle açıklanabilir.

Zaruri ilaçları ancak Ankara’ya getirildikten saatler sonra kendisine ulaştırılabildi.

Temel Demirer’in yeri ve adresi bellidir. Şimdiye kadarki sayısız kovuşturmalarda olduğu gibi, herhangi bir çağrı durumunda savcılığa kendisinin gideceği herkes tarafından bilinmektedir.

Temel Demirer 4 Ekim günü Oktay Etiman’ın anması vesilesiyle gün boyu Ankara’daydı. Ankara’da olacağı da günler öncesinden biliniyordu. O gün kolaylıkla ifadesi alınabilirdi.

Ağır sağlık sorunları yaşayan Temel Demirer’ in İstanbul’a dönüşü beklenerek gözaltına alınması ve tekrar Ankara’ya getirilmesi ağır sağlık koşullarında bulunan bir kişi için geri döndürülemez sorunlar yaratma potansiyeli taşır, riski, vebali vardır.

Üstelik adresi sabit bir kişinin tatil sabahı gözaltına alınması gözaltı süresini fiilen uzatmıştır. Bu durumun sağlık sorunları yaşayan biri için en hafif deyimle ek bir işkence olduğunu söylemekte bir sakınca yoktur.

Temel Demirer’e yönelik bu uygulama “münferit” değildir. Uygulama, tüm muhalif unsurlara (direnen emekçilere, Kürtlere, işini geri isteyen KHK’lılara, öğrencilere, protestoculara vb.) yönelik genel “sindirme” hareketinin bir parçasıdır.

Bu uygulamayı tek kişi kalsak da kabul etmeyeceğimiz bilinmelidir.

Temel Demirer gözaltısı son zamanlarda bütün büyük çaplı gözaltılarda olduğu gibi alelacele kotarılan “torba örgütler” (PKK-KCK, Fetö, DHKP-C, hatta bu üçünün “kokteyl”i) sayının bayatlığının yeni bir örneğidir.

Temel Demirer’in gözaltına alınmasının sadece muhalifleri sindirmek amaçlı bir imalat olduğunu da biliyoruz.

Bu “torba” ya sokulmaya çalışılan aydınların bu yaftalarla ilişkisizliği eğer emniyet güçlerince bilinmiyorsa, zaten görevde tutulmamaları gerekir. Dahası, bu ve bunun gibi suçlamaların bizleri yıldıramayacağını da bilmelidirler.

Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi

Aydın ve Sanatçı Girişimi

“Bu rejim muhalifi düşman, farklı düşüneni hain sayan bir rejimdir”

Ankara Cumhuriyet Savcılığı: “Bu rejim muhalifi düşman, farklı düşüneni hain sayan bir rejimdir. En değerli aydınlarını, sanatçılarını, gazetecilerini katletmediği zaman hapislerde çürütmüştür, açlığa ve işsizliğe mahkum etmiştir, sürgüne zorlamıştır. Lakin bütün bunlar özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelesi verenleri hiçbir zaman caydırmamıştır; bundan sonra da caydıramayacaktır.” sözleriyle konuşmasına devam etti.

“Ellerinde sadece 2 koz var: biri para, biri terör”

Kapitalizm reforme edilir olmadığı gibi, devlet de ehlileştirilebilir değildir. Onun için ne ile cebelleştiğini bilmek önemlidir. Ellerinde sadece 2 koz var: biri para, biri terör. Yani baskıyı, şiddeti ve terörü manipüle etmek, parayı manipüle etmek. Baskıyla, şiddetle bir şey yapmaları mümkün değil; bizi yıldıramazlar; hiçbir zaman yıldıramadıkları gibi. Para da değer yaratmaz.”

Fikret Başkaya konuşmasını: “Cümle-alem bilmelidir ki, Temel Demirer’i hiçbir zaman yalnız bırakmayacağız.” diyerek bitirdi.

İfade özgürlüğünün Türkiye’de kısıtlı ve sınırlı olduğuna değinen İsmail Beşikçi konunun önemini vurgulayarak Temel Demirer’e destek verdi.

Öztürk Türkdoğan: “Darbe dönemlerinde bile karşılaşmadığımız manzaralarla karşılaşıyoruz”

İnsan Hakları Derneği Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, basın toplantısına “Biliyorsunuz, 2 yıllık bir olağanüstü hal döneminden sonra bir kalıcı olağanüstü hal düzenlemesi denilen bir yasa yaptılar, ve bu yasa halen uygulamada. Gözaltı sürelerini uzatarak 12 güne kadar çıkarıyorlar, bu fiilen de uyguluyorlar. Valililerin, dolayısıyla da kolluğun yetkilerini genişletmiş durumdalar. Adliyelerde yaşanan olaylara baktığımızda kolluğun, hakimler ve savcıların üzerinde ne kadar etkili olduğunu görüyoruz ve hukukçular olarak da buna üzülüyoruz. Çünkü darbe dönemlerinde bile karşılaşmadığımız manzaralarla karşılaşıyoruz. Dolayısıyla ifade özgürlüğü zaten yok.” sözleri ile başladı.

“Gerçekten bu yöntemler tutmayacaktır. Çok uygulandı, çok denendi”

Hem bir baskı yöntemi ile yöneteceksiniz, hem canınız istediğinde her muhalifi terör suçlamasıyla gözaltına alacaksınız, tutuklayacaksınız, sebepsiz yere hapishanede tutacaksınız, davasını açmayacaksınız, davasını açtığınız zaman da “e bırakırsa, polisin hoşuna gitmezse”, tıpkı sevgili Selçuk Kozağaçlı ve diğer avukat arkadaşların başına gelen gibi, polis istemezse sizi tekrar gelip alacaklar… Canları sıkıldığında aydınlarımızı, yazarlarımızı suçlayacaklar, baskı altında tutacaklar. Hakaretten, örgüt propagandasından, daha başka ismini sıralayamacağım birçok ifade özgürlüğüne aykırı suç tipinden suçlayacaklar. Gerçekten bu yöntemler tutmayacaktır. Çok uygulandı, çok denendi. Temel hocanın karşılaştığı suçlamalar yeni değil; tabi şuan ne olduğunu bilmiyoruz ama tahmin edebiliyoruz. Yıllar önce de aynısı oldu. Zaten devam eden soruşturmaları ve davaları vardı, ki biliyorsunuz, bunların hepsi ifade özgürlüğü kapsamında olan suçlamalardı. Ona yine hiçbir şey olmayacak. Yani sorun salt düşünceyi açıklamayı cezalandırmaksa, bu düşünceler açıklanmaya devam edecek; bizler bu düşünceleri açıklamaya devam edeceğiz. İşte bu rejime “otoriter” diyeceğiz, “baskıcı rejim” diyeceğiz. Çünkü pratiği bu.”

“Temel hocamızın başına bir şey gelmesin; bunun altında kalırsınız”

Öztürk Türkdoğan açıklamasını “Biz bir an önce Temel Demirer’in özgürlüğüne kavuşmasını istiyoruz. Hocam belirtti, ağır sağlık sorunları var. Dolayısıyla bu kadar sağlık sorunu olan bir insanın uzun süre gözaltında kesinlikle tutulmaması gerekir, ilaçlarının verilmesi gerekir, tıbbi bakım hizmetlerinden yararlandırılması gerekir. Bu vesileyle de kolluğu buradan uyaralım: Temel hocamızın başına bir şey gelmesin; bunun altında kalırsınız. Bir an önce, sağlık koşulları neyi gerektiriyorsa, onun gereğinin yapılması gerekir. Süreci izleyeceğiz, takip edeceğiz ve bir an önce Temel hocamızı aramıza getireceğiz.” sözleri ile sonlandırdı.

Kaldıraç dergisi: “Fikirlerimizi hapsedemezsiniz”

Basın toplantısı Temel Demirer’in yazarı olduğu Kaldıraç dergisi temsilcisinin açıklaması ile sona erdi: “Dergimizin yazarlarından, dostumuz, yoldaşımız Temel Demirer gözaltına alındı. Bugüne kadar yaptığı konuşmalardan, yazdığı yazılardan yüzlerde dava açılan Temel Demirer, her davada fikirlerini mahkemelerde savunmaya devam etmiş bir devrimci aydınımızdır. Temel Demirer her koşulda işçilere, öğrencilere, ezilen halklara, biz yeryüzünün lanetlilerine devrimci fikirleri anlatmaya, mücadele etmek isteyenlere bilinç ve moral taşımaya devam edecektir. Fikirlerimizi hapsedemezsiniz. Temel hocamızı bedenen içeride tutuyor olabilirsiniz, ama biz dostları Temel hocanın yanında olduğumuzu tekrar göstermiş olduk ve Temel Demirer serbest bırakılana kadar davanın takipçisi olacağız.”