Soytarının lamborghinisi, halkın treni – Yusuf Alp

Bu yazıyla egemenlerin kılıcı burjuva hukukla halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek istiyorum ya da daha kaç kez öleceğiz, ne bekliyoruz isyan etmek için, hesap sormak için?

Kapıkule-İstanbul seferini yapan 6 vagonlu yolcu treni, Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi Sarılar Köyü yakınlarında “kaza” yaptı. 6’sı personel toplam 368 kişiyi taşıyan trenin 5 vagonu, Balabanlı-Çorlu arası 162. kilometrede devrildi.

Burjuva medyada kaza diye duyurulan habere göre onlarca kişinin öldüğü, yüzlerce kişinin yaralandığı söyleniyor. Sosyal medya platformlarında ise yakınlarını, sevdiklerini arayan insanların yardım çağrıları bulunuyor. Bu noktada devlet kurumlarından bilgi alamayan ölü, yaralı ve kayıp yakınları, olay yerine desteğe gidenlerin yardımlarıyla bilgi almaya çalışıyor.

Yardım etmek isteyen vatandaşlar da traktör ve iş makinaları ile bölgeye gitmeye çalıştı.

Çorlu’da sevdiklerini arayanlara, kaybedenlere sabır diliyorum. Başları sağolsun. Yaralılarımıza geçmiş olsun. Başımız sağolsun.

Bölgedeki herkes, insanlarla dayanışmalı, yaralarımızı sarana kadar imece etmeliyiz. Ve sonra ilk adım olarak herkesi bu işin peşini bırakmamaya çağırıyorum.

Suçlu yağmur mu? Afet mi?

Yaşanan olay burjuva medyada, afet, kaza olarak adlandırılıyor; yağmurun yağmasının toprak kaymasına neden olduğu söyleniyor.

Peki gerçekten bu bir afet mi? Söz konusu olayı, milattan önce Nil nehri taşkınlarıyla insanlığın yaşadığı kazalarla eşdeğer olarak anlatacaklar neredeyse. Ki orada, o zaman bile atalarımız başlarına gelen musibetten ders çıkarmış, bunun sonucu olarak geometri ve tarih, takvim gelişmeye başlamıştır.

Bizim çağımızın afeti, olsa olsa meteor çarpması olabilir, ki o zaman bile bilim, ölüm ve zarar miktarını minimuma indirebilecek gelişmişlikte olduğundan böylesi bir sonuca sebebiyet vermez. Ama ne yazık ki bilim rantın emrinde.

Eskiden buna benzer olaylar yaşandığında bir günah keçisi bulunurdu. Şimdi neredeyse suçlu haşa Allah’tır diyecekler. Söz o ki, göz göre göre gelene afet denemez, denmez, ayıptır, günahtır, aymazlıktır, arsızlıktır.

Yayın yasağı neden?

Deneyimlerimizden biliyoruz ki, yayın yasağı aynı nahiflikte olmasa da bir çocuğun ben bir şey yapmadım demesine benzer. Yayın yasağı varsa üstü örtülecek bir suç vardır. Kapatılması gereken kirli ilişkiler, rant, korunması gerekenler vardır.

Alternatif medyadaki gazetecilerin emeğiyle bunların bir kısmı ortalığa dökülmeye başladı bile. Bu yasak ve bu mantık yüzünden ölü ve yaralı sayısı bile saatlerdir açıklanmıyor. İnsanlar çaresizce sevdiklerinin sağ mı ölü mü olduğunu öğrenmeye çalışıyorlar.

Ulaşım’da kâr aranamaz

Beslenme, barınma, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi insanların en temel haklarında bile kâr odaklı çalışılıp, bu hakların alanını topladığı bütün vergilere rağmen ranta açılınca sonuç böyle oluyor. Bu sistemin halka layık gördüğü yaşam da bundan ötesi değil ve bize vaad edecekleri hiçbir şeyleri kalmadı. Kan, katliam, tecavüz ve ölümden başka… Yoksa:

Bir Lamborghini kaç km ray eder?

Yayın yasağı getirebilirler ama ulaşım bakanlığının pozlarındaki birim fiyatlarından tren yolu ulaşımının güvenli bir şekilde yapılabilmesi için ne yapılması gerektiğini kolaylıkla anlayabiliriz. Ki bu üretim kalemlerine belirlenen fiyatlar yukarıda bahsettiğim rant yaratmaya dönük bakış nedeniyle uçuktur. Ama ona rağmen birimfiyat.net adlı siteden incelersek:

Mesela 35.006 poz numaralı üretim şöyle tarif ediliyor: “Vasıtalardan boşaltılmış komple üst yapı malzemesinin elle taşınarak birinci tabaka balast üzerindeki yerlerine konulması traverslerin gönyeye getirilmesi. Rayların traverslere ve birbirine bağlanması, gerektiiğinde rayların kesilmesi, birinci rölövaj, dresaj, burajın yapılması, hattın iki ay müddetle bakımı ve korunması için her türlü alât edevat masrafları ve işçilik, müteahhit kârı ve genel giderler dahil bir metre boyunda hattın pozunun yapılması” metre fiyatı ise: 16.40 TL olarak görünüyor.

AK Parti Sakarya milletvekili olarak Meclis’e giren eski motosikletçi Kenan Sofuoğlu’nun, lüks Lamborghini’sini, yabancı uyruklu eşinin üzerine alarak devletin kasasına girecek yaklaşık 3 milyon 200 bin liralık vergiden ‘kurtulduğu’ ortaya çıktı.

Sofuoğlu’nun “Araç yabancı uyruklu eşimin üzerine kayıtlı, hakkımızı kullanıyoruz.” diye ‘itiraf’ ettiği yöntemle en az 600 bin euro yani yaklaşık 3 milyon 250 bin lira ‘kâr ettiği’ gözlendi.

Her seferinde ulusal çıkarlardan bahsedenler, yerli ve milli derken yeri, göt cebi olan cüzdanlarının çıkarlarından bahsetmektedir. Yemin töreninde ise gene yüzbinlerce liralık motorsikletiyle gelip, zenginliğini göze sokan Sofuoğlu’nun sadece bu araçta cebimizden çalınan ve Sofuoğlu’nun cebine sokulan 3.250.000 liraya basit bir hesapla bakarsak:

• 3250000/16.40=198 bin 170 m yani 198 km rayın tamiratı yapılabilirdi.

Evet bu hesabı tabii ki kaba bir bakışla yapıyoruz; ancak Çorlu’yu, yağmura ve Allah’ın takdirine bırakanlar acaba Diyanet İşleri Başkanı’nın yüzbinlerce liralık aracıyla kaç km rayın tamir edilebileceğini bilmiyorlar mı? Tabii ki biliyorlar.

Acaba Kenan Sofuoğlu gösteriş yapma yeteneği için mi milletvekili yapılmıştır? Ya da onore edilmek için mi? Yoksa çöken rejime itibar kazandırmak için mi? Bu bir trajedi mi yoksa, utanmazlık, arsızlık, aymazlık, soytarılık mıdır? Ya da bu, bir trenle Lamborghini’nin savaşı mıdır?

Acaba tren yolu rant için yapılmayıp işçi sınıfının kendi kararıyla ve beyniyle planlansa; elleriyle işlediği yollar ölümüne neden olur muydu? Ulusal çıkarlar dedikleri patronların ve temsilcilerinin Mercedes’leri, Lamborghini’leri mi yoksa; işçi sınıfının ulaşımı, barınması, beslenmesi, eğitimi sağlığıyla insan odaklı bakan nihai çıkarları mı?

“Kim mi alacak öcünü yenilmiş adam
vurulmuşsun madem
gel yaralıların yanına
gerçi biz zayıfız kardeş
zayıfız, yaralıyız ama
alırsak biz alırız öcünü senin”

9 Temmuz, saat 07:00