Sivas'ı unutturmadık, unutturmayacağız! Adalet halkların elleriyle gelecek! – AKA-DER

Bundan tam 24 yıl önce 2 temmuz 1993’te bir devlet organizasyonu ile yakılarak katledildi 35 can. Tekbir getirerek yürüyüşe geçen güruh, önce kültür merkezine, ardından Madımak oteline saldırdı. Bugün en ufak bir hak arama eyleminde azgınca saldıran polis ve asker tam sekiz saat adım adım izledi katliamı. Belediye hoparlörleri “Gazanız mübarek olsun” anonsları geçerken , dönemin başbakanı katliam sonrası otelin dışındaki vatandaşlara bir şey olmadığı için seviniyordu.
Katliam sırasında ve sonrasında cumhurbaşkanından başbakanına, valisinden belediye başkanına, askerine polisine MİT’ine, yargısına kadar yaptıkları açıklamalar ve aldıkları tutumlar devletin katliamı üstlendiğinin kanıtıdır.
Sivas katliamı, bu topraklarda halkların özgürce yaşama iradesine karşı yapılmıştır. İlk değildi, Dersimde, Maraş’ta, Çorum’da binlerce Alevi katledilmişti. Son da olmadı; halklar özgürce yaşama mücadelesini sürdürdükçe, “Biz varız” dedikçe, devletin de halklardan korkusu devam etmiştir. Halkların mücadelesini boğmak istemekte ve bunun bir aracı olarak katliamları devreye sokmaktadırlar. Tıpkı 10 Ekim’de
Ankara Garı önünde canlarımızı katlettikleri gibi, tıpkı direnen Kürt halkını Cizre bodrumlarında yaktıkları gibi.
Ama direnmek, yaşamanın diğer adıdır. Bugün bütün direnen kesimler, baskıya, tutuklamalara, katliam tehditlerine rağmen karanlığa ışık tutuyor.
Tuzluçayır’da denenen Cami-Cemevi projelerini direnişiyle geri püskürten Alevi halkı karanlığa ışık tutmuştur. Emperyalizme karşı Ortadoğu da direnen halklar, direnen Kürt halkı bölgede yaratılan karanlığa ışık olmuşlardır. Yolumuzu aydınlatırlar.
İnsanca ve onurlu bir yaşam için mücadele eden Nuriye, Semih ve Yüksel direnişçileri, Kemal amcanın oğlunun kemiklerine kavuşmak için verdiği mücadele, “bize duvar gerekmez” diyerek parklarda bahçelerde eğitim veren ihraç edilen akademisyenler, kazanılmış haklarına sahip çıkmak için direnen işçiler, Işid kampı kurulmasına karşı Maraş Terolar’da gece gündüz nöbet tutan alevi kadınlar, karanlığın üstüne yürüyenlerdir.
Adalet Halkların Elleriyle Gelecek!
HDP eşbaşkanları da dahil tutuklanan vekiller, hapsedilen belediye başkanları, gazeteciler, akademisyenler, devrimcilerden sonra sıra gelen CHP milletvekili ile birlikte CHP yönetimi, “adalet” talebiyle sokağa çıktı.
Evet bu topraklarda yaşayan emekçilerin, halkların, adalet talebi var. Eşitlik, özgürlük talebi var. Çocuklarının geleceğinden kaygı duymayacağı, insanca ve onuruyla yaşayacağı bir ülke ve dünya talebi var.
Herkes için adalet!
Tutuklu milletvekilleri, tutuklu gazeteciler için, kayyum atanan
belediyeler için, kapatılan gazeteler, radyolar, televizyon kanalları için adalet…
Soma için, Ermenek için, Torunlar için; işçi cinayetlerinde yaşamları çalınan bütün işçiler için, onların yakınları için adalet…
Yakılan-yıkılan Kürt illeri için, evlerinden göç ettirilen, bodrumlarda yakılarak katledilen insanlar için, sokak ortasında bekletilen, buzdolabında saklanan cenazeler için adalet…
Anne kucağında vurulan bebekler için, Mazlum için, Ceylan için, Uğur için, Berkin için, katledilen bütün çocuklar için; Ensar vakfında tecavüz edilen, Aladağ’da diri diri yakılan çocuklar için adalet…
Katledilen, şiddete, tacize, tecavüze uğrayan bütün kadınlar için, adalet…
KHK’larla işten atılan emekçiler için, direnişleriyle bu haksızlığa
boyun eğmeyen Nuriye için, Semih için adalet…
Rant uğruna toprakları ellerinden alınan, ağaçları kesilen, ormanları yakılan, yaşam alanları talan edilen insanlar için adalet…
Bu toprakların gerçek sahipleri, biz işçiler, emekçiler, halklar, bize dayatılan bu hukuksuzluğa, bize dayatılan bu yağmaya, sömürü ve talana, bu Saray rejimine sokakta direneceğiz.
Şimdi olduğumuz her yerde eylemleri yaygınlaştırmanın, yanımıza komşumuzu, arkadaşımızı alıp eylemleri büyütmenin zamanıdır. Yasalar her zaman sokakta yazılmıştır, haklar her zaman sokakta alınmıştır.
Adalet ve özgürlük için; insanca ve onurlu bir yaşam için soka-
ğa çıkma, direnişi büyütme zamanıdır.
Adaletin biz işçi-emekçilerin, halkların elleriyle geleceğini bile-
rek, örgütlenme ve direnme zamanıdır.
Hatırlamak gerekir, başka bir yaşam isteyenleri, herksin kendi hikayesini yazdığı Gezi direnişini, hatırlamak gerekir bir adım daha attığımız, kazandığımız 7 Haziran zaferini.
Ve unutmamak gerekir HAYIR’larda birleştiğimiz ve sonuç nasıl
açıklanırsa açıklansın Hayır’ın kazandığı referandum çalışmalarında OHAL’in nasıl sokakta yenildiğini.
İnsanca ve onurlu bir yaşam direnerek, örgütlenerek kazanılacak.
Bugün artık Sivas’ın hesabını sormak, Kürt illerinin talanına karşı ses çıkarmak, Nuriye ve Semih’in direnişine omuz vermek, direnen grev yapan işçilerin sesini büyütmek, bölgede sürdürülen emperyalist savaşa karşı hep birlikte hayır demektir. Sivas katliamının 24. yılında Alevi olsun olmasın herkesin Alevi halkının taleplerini hep bir ağızdan dillendirmesi gerekir.
-Madımak utanç müzesi oluncaya
-Nüfus cüzdanlarından din hanesi kaldırılıncaya
-Katliam yapanlar halkın önünde hesap verinceye
-Diyanet işleri başkanlığı kaldırılıncaya
-Cem evlerinin statüsüne Aleviler karar verinceye kadar hep
birlikte mücadele edeceğimizi haykırmak gerekir.
Her halkın kendi dilinde türküler söylediği, adil ve özgür yarınları ancak halkların işçi ve emekçilerin örgütlü ortak mücadelesiyle mümkündür. Bunun için Hayırlarımızı büyütmeye devam etmek, bulunduğumuz her alanda mahallelerde, iş yerlerinde okullarda, fabrikalarda örgütlenmek gerekir.
Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!
AKA-DER
02.07.2017