Kadın örgütleri: Kazandığımız haklar tehdit altında

Ulusal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadınların kazandığı hakların tehdit altında olduğunu ifade eden kadın örgütleri temsilcileri, haklarından ve mücadelelerinden asla vazgeçmeyeceklerini söyledi.

Kırkyama Kadın Dayanışması, Sosyal Dayanışma Ağı (SODA) ve Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun da (KCDP) aralarında bulunduğu 152 kadın kurumu, geçtiğimiz gün “Haklarımızdan da mücadelemizden de vazgeçmeyeceğiz” başlığı ile ortak bir açıklama yaptı. Ulusal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan en temel yasal hak ve kurumlarının ciddi tehdit altında olduğunu belirten kadın örgütleri temsilcileriyle önümüzdeki süreçte verecekleri mücadeleye ilişkin konuştuk.
‘YASAL HAKLARIMIZA GÖZ DİKİLİYOR’
Kırkyama Kadın Dayanışması’ndan Tülay Korkutan, dünyada ve Türkiye’de kadınların yüzyıllardır eşitlik ve özgürlük mücadelesinin sürdüğünü ve bu mücadele sonucunda kadınların kazanılmış en temel yasal haklarına göz dikildiğini söyledi. AKP iktidarının yaptığı düzenlemeler ve sivil toplum adı altında yürüttüğü kampanyalarla kadınların kazanımlarına dönük saldırılarını arttırdığını ifade eden Korkutan, “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı şimdi de Çalışma Bakanlığı’na bağlandı. Dışarıdan yürütülen iktidarın kampanyası olan Aile Platformu adlı bir oluşum, 6284 No’lu Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un iptal edilmesi ile ilgili çalışmalarda bulunuyor. Tüm bunlarla kadının miras hakkını elinden alma, erkeklerin boşanmasını kolaylaştırma, boşanmak isteyen kadını ise boşanmaktan vazgeçirme; şiddete karşı devlet korumasını belge sunma şartına bağlama gibi düzenlemelerin önü açılmak istenmektedir. Bu taleplerin gerçekleştirilmesinin önünde engel olarak görülen kadın örgütleri de açıkça hedef olarak gösterilmektedir” diyerek tepki gösterdi.
‘TÜM TAHAKKÜM BİÇİMLERİNE KARŞI ÇIKMAYA DEVAM’
AKP’nin izlediği kadın düşmanı politikalara karşı sözlerini söylemeye devam edeceklerini belirten Korkutan, 152 kadın örgütünün imzaladığı metnin tüm kadınlara güç verdiğini söyledi. Korkutan, “Çünkü metinde de vurgulandığı gibi biz kadınlar hayatlarımıza sahip çıkacağız. Eşitlik ve özgürlük talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu kararlı söylem ve duruş kadınlara güç veriyor. Biz Kırkyama Kadın Dayanışması olarak bu sürecin bir parçası olduk ve olmaya da devam edeceğiz. Önümüzdeki süreçte de binlerce yıllık ortak mücadele tarihimizden öğrendiklerimizle birlikte emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz üzerinde kurulmak istenen tüm tahakküm biçimlerine karşı çıkmaya devam edeceğiz” sözleriyle yeni dönemde verecekleri mücadeleye vurgu yaptı.
‘KADINLAR TEHDİT ALTINDA’
Metnin bir diğer imzacılarından olan SODA Başkanı Çiğdem Aydın da, kadınların elde ettiği kazanımların tehdit altında olduğunu ifade etti. Kazanımları kaybetmenin yanı sıra şiddetin normalleştirilmeye çalışıldığının altını çizen Aydın, bunun da toplumsal barış ve eşitlik ortamını yok ettiğini belirtti. Aydın, “Sistem ve rejim değişikliği sürecinde kadın örgütlerinin kapatılması, KHK’lerle işinden olan akademisyen kadınlar, OHAL düzenlemeleriyle sesimizin kısılması kendimizi iyi hissettirmedi açıkçası. Kadın hareketi olarak uzun süredir kadın sorunlarını biliyoruz, üzerinde çalışıyoruz ve bu sorunlara çözüm önerilerimizi de belirledik. Hepsini de tüm siyasi paydaşlarla da paylaştık” dedi.
‘MÜCADELEYİ SÜRDÜRME KARARLILIĞINDAYIZ’
Kadınların her türlü zor süreçlere alışık olduğunu ve metinde de belirttikleri üzere mücadeleyi sürdürme kararlılığında olduklarının altını çizen Aydın, “Somut olarak hep yaptığımızı yapacak ve kadın sorunlarının çözümü için çalışacağız. SODA olarak bizim çalışma alanımız toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması. Eğitimde, sağlıkta siyasette, her alanda toplumsal cinsiyet eşitliğinin bir norm olarak kabulü için uğraşacağız” diye belirtti.
‘KADIN HAKLARI İÇİN MÜCADELE EDEN MİLYONLAR VAR’
KCDP adına konuşan Ayşen Ece Kavas ise, Türkiye’deki kadın hareketinin 2012 yılında İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasının ardından 6284 sayılı Ailenin korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Kanunu’nun kabul edilmesinde önemli bir rol oynadığı görüşünde. Kavas bu görüşünü de şu sözlerle ifade etti: “Bu iki kanunun gündeme geldiği ve İstanbul Sözleşmesi’nin imzalandığı yıl olan 2011 yılı kadın cinayetlerinin en az olduğu yıldır. Kanunun gündeme gelmesi dahi daha fazla kadının hayatta kalmasını sağlamıştır. Eğer uygulanırsa önemli ölçüde kadın cinayetlerinin önüne geçebiliriz. 6284’e itiraz edenler kadınların haklarından rahatsızlık duyanlardır. Bunu sesli bir şekilde dile getirmeye cesaret edenler birkaç kişiden ibarettir. Herkesin gördüğü üzere kadınların hakları için mücadele eden milyonlar var. 152 kadın örgütünün kadınların hakları için açıklama yapması bunun göstergelerinden biridir.”
‘ENSELERİNDE OLACAĞIZ’
Koruma kararı almak ve koruma kararını uygulatmak için her gün kadınların kendilerine ulaştığının bilgisini veren Kavas, verecekleri mücadeleyi, “Hem bize ulaşan kadınların şiddetten korunabilmesi, haklarına kavuşabilmesi hem de tüm kadınların 6284 sayılı kanundan faydalanabilmesi için mücadele edeceğiz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığıyla birleştirilmesi bize yeni dönemde kadınların sorunlarının görmezden gelineceğini gösterdi. Ancak biz elbette görmezden gelinmesine izin vermeyeceğiz. Bakanlığın ve TBMM’nin kadınlar lehine işlemesi için mücadele edeceğiz, enselerinde olacağız. Toplumun diğer kesimlerinden daha çok zorluğa göğüs gererek hayatın içinde eşit şekilde var olmaya çalışan kadınlar bunun için mücadele yöntemlerini de bulacaktır” sözleriyle açıkladı.
MA / Necla Demir