İkinci turda HDP ne yapacak? – Aziz Tunç

HDP’nin ikinci turda nasıl bir tutum izleyeceği seçimlerin ve günün en temel, en güncel ve cevabı en çok merak edilen sorusudur. Aslında bu sorunun cevabı, merak edilmesine denk olmadığı kadar da kolaydır ve ilgili her kesim tarafından da üç aşağı beş yukarı tahmin edilmektedir. Demokrasi güçleri ve HDP bu türden ikilemlere mahkum değildirler. Tam tersine HDP, bugün her zamankinden daha çok çözümü sağlayacak güç ve kudrettedir. Dolayısıyla HDP, ikinci turdan da demokrasiyi ve özgürlüğü savunmaya devam edecek, demokrasi ve özgürlük için ne gerekiyorsa onu yapacaktır.
Şu anda seçime cumhurbaşkanı adayı olarak, beş aday katılmaktadır. Sonucu belirleyecek olan %51 sihirli rakamıdır. Bu adaylardan her birisinin doğal olarak belli bir oy oranı bulunmaktadır. Bu oy oranları üzerinde soruna bakıldığında, birinci turda adaylardan herhangi birisinin %51 rakamını elde etmesi mümkün görünmemektedir.

AKP/MHP’nin oluşturduğu “Cumhur İttifakı”nın klasik oyları, iki noktada eksilecektir. MHP’nin oylarının bir kısmı İyi Parti’ye gideceği için, MHP’nin oyları bundan önce aldığı oylardan daha az olacaktır. AKP’nin ise, FETÖ ile giriştiği çatışmadan dolayı belli bir oy kaybına uğrayacağı genel kabul gören bir değerlendirmedir. Ayrıca AKP’nin içindeki ayrılmalar, Abdullah Gül’ün AKP dışında adaylık araması ve daha önemlisi iktidarda olmanın yarattığı metal yorgunluğu ve yıpranmışlık, AKP’nin oylarında bir düşüne yol açmıştır, açacaktır. Bu durumda AKP/MHP ittifakının, normal koşullarda %51’i bulması kolay olmayacaktır.

Öte yanda “Millet İttifakı’nın oylarının da %51’i bulması mümkün görünmemektedir. Bu ittifakın dört partisinin öngörülen ve bilinen oy oranlarının %40-45 arasında seyredebileceği düşünüldüğünde, Millet İttifakı’nın oylarının da cumhurbaşkanlığını sağlayamayacağı anlaşılmaktadır.

Buradan da anlaşılacağı gibi, cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turda sonuçlanamayabilecek, seçim ikinci tura kalabilecektir. Bu ihtimalin
gerçekleşmesi halinde ise ikinci tura kalacak olan adaylardan birsinin Selahattin Demirtaş olması sürpriz olmayacaktır. Tabi bütün bu varsayımlar Erdoğan’ın oy çalarak veya faklı hilelerle sonucu lehine değiştirme ihtimalini ortadan kaldırmamaktadır.

Selahattin Demirtaş’ın ve HDP’nin önemli bir sonuç elde edebileceğini öngören bu düşüncelerin fantastik olduğunu sanan veya ileri sürenlere sadece bir ip ucu vermek yeterli olacaktır. Eğer Selahattin Demirtaş’ın ve HDP’nin böyle bir gücü yoksa neden, seçimlerin en ciddi, en örgütlü, en hazırlıklı ve güçlü partilerinden biri olduğu halde, Selahattin’den ve HDP’den neden hiç söz edilmiyor? Neden HDP’nin adını.ağzına almaktan korkuyor bunca televizyon bunca gazete. Çünkü güneş balçıkla sıvanamamaktadır. O nedenle HDP ve adayı Demirtaş’ın ikinci tura kalması uzak bir ihtimal değil, tam tersine çok yakın, mümkün ve
olabilir bir ihtimaldir.

Ancak esas merak konusu olan soru ve cevap, yukarıda belirtilen ihtimalin dışında, yani ikinci tura başkalarının kalması halinde, HDP’nin pratik olarak nasıl bir tutum izleyeceğinin bilinmek istenmesidir.

Tam olarak, soru şudur; ikinci tura Erdoğan ve Muharrem İnce’nin kalması halinde HDP ne yapacaktır? HDP’nin ve Kürtlerin tecrübesi,.birikimi, özgüveni o kadar gelişmiştir ki herhangi bir kuşkuya tereddütte gerek yok. HDP, her durumda kendi özgün programına ve değerlerine bağlı kalacak, onun gerektirdiği biçimde davranacaktır. Ne.olan biteni, yaşananları görmezden gelecek, sanki hiçbir şey olmamış gibi davranacak ve ne de sadece birkaç pozitif cümle kurduğu ve bazı olumlu tutumlar geliştirdiği için herhangi bir adayı kendi adayı olarak kabul edecektir.

HDP ve temsil ettiği toplumsal yapı olarak Kürtler, Aleviler ve demokrasi güçleri herhangi bir adayı neden destekleyip/desteklemeyeceklerini, çok net olarak biliyor ve ortaya koyuyorlar. Buna uygun olarak karşılarına çıkan adayları değerlendirir ve tutumlarını belirlerler.

Buna göre yapılması gereken çok kolay ve açıktır.  Kürtlerin, Alevilerin ve demokrasi güçlerinin asgari taleplerini kabul edip haklarını vermeyi, süren savaşı durduracak koşulları yaratıp barış ve adaleti gerçekleştirmeyi göze alamayan hiç bir aday, Kürtlerden de Alevilerden de, emekçilerden de oy ve destek alamayacaktır. Cümleyi tersten ifade edersek, Kürtlerden, Alevilerden, emekçilerden ve
kadınlardan oy ve destek isteyen aday, ilk cümle olarak, bu kesimlerin taleplerinin hayata geçirilmesini sağlayacağını taahhüt edecektir. Diğer anlatılacaklarının tamamına böyle bir cümle kurduktan sonra devam edebilmelidir.

Gerçek böyle şekillendiği için Kürtler, ikinci tura kalsalar da kalmasalar da seçimin kaderini belirleyecek olan temel toplumsal/siyasal güç durumundadırlar. O nedenle bu seçimlerin anahtarı Kürtler’de, Aleviler’de ve demokrasi güçlerinde olacaktır..Bunun bilincinde olan HDP, elbette bu olanağı kazanıma dönüştürecektir.Kürtlerin bu gücü ve örgütlülüğü, daha önemli bir sorumluluğu açığa çıkartmaktadır. Kürtler bu seçimlere karşılarına çıkan bu tarihsel sorumlulukla yaklaşmak durumundadırlar. Buna göre seçimleri kaybetme ihtimalini lügatte silmek zorundadırlar. Çünkü tarihsel moment, Kürtleri kazanmaya mahkum etmiştir, tersinde davranmak veya farklı bir davranışla barışık olmak, ortaya çıkan fırsat ve imkanları değerlendirmemek olur.