Filistin’in saçları – Ayşe Düzkan (Artı Gerçek)

ahed tamimi salındıktan sonra türkiye’de iktidar yanlısı islamcıların nefret nesnesi haline geldi. onlara göre, örtüsüz başıyla filistin davasını temsil etmesi mümkün değildi!

sıla tur adlı bir turizm şirketiyle kudüs’e gitmek isteyen bir grup türkiye cumhuriyeti vatandaşı ben gurion havaalanı’ndan geri çevrildi, okumuşsunuzdur. israil başkonsolosluğu bir açıklama yaparak bu insanların vize belgeleri sahte olduğu için ülkeye alınmadığını iddia etti, turizm şirketi ise her zamanki gibi toplu vize alındığını söylüyor. yolculardan iki kadının bir televizyon kanalındaki konuşmalarını izledim. biri uzun bir süre boyunca aç ve susuz bekletildiklerini anlattı ki doğrudur. diğeriyse ziyaretlerinin politik yönüne vurgu yaptı; “gitmeye gitmeye iyice işgal edecekler!”

dünyanın birçok yerinde filistin’le dayanışma grupları var, bunların içinde kendini müslüman olarak tanımlayanlar da yer alıyor. filistin’le ilgili önemli gelişmelerde birçok abd ve avrupa şehrinde yapılan gösterilerden haberdar olmuşsunuzdur. ama tabii bu insanlar dayanışmadan bahsediyorlar, filistin’i işgalden kurtaracak olanın birincil gücün direniş olduğu bilinciyle hareket ediyorlar. türkiyeli islamcıların iktidara yakın bir bölümüyse böyle düşünmüyor; onlar için filistin fütuhat fikrinin bir parçası; kurtarılacak bir yer. o yüzden, dünyanın başka yerlerindeki filistin dostları israil’in her açıdan boykot edilmesini savunurken, birçok sanatçı bds hareketinin çağrılarına kulak verip israil’deki gösterilerini iptal ederken kudüs’e turistik ziyaretle filistin halkına destek vermek gibi tuhaflıklar türkiyeli islamcıların aklına yatıyor.

bu ziyaret ahed tamimi ve annesi neriman tamimi’nin sekiz aylık tutsaklıktan sonra serbest bırakılmasıyla aynı güne denk geldi. ahed’i çocukluğundan beri tanıyoruz. henüz küçük bir kızken israil askerlerine kafa tutan fotoğrafları yayınlanmıştı. ahed bu olaydan sonra başakşehir belediyesi’nin konuğu olarak türkiye’ye davet edildi. (rachel corrie’nin ailesinin de ödül verilmek üzere davet edildiği ancak cumhurbaşkanının törende bulunacağını öğrendiklerinde ödül almak istemedikleri yönünde duyumlar var.)

ahed tamimi’yi daha sonra defalarca askerlere karşı direnirken gördük. en son kuzeni muhammed’in başından vurulması üzerine bir israil askerine tokat ve tekme attı ve bu sebeple tutuklandı.

ahed tamimi salındıktan sonra türkiye’de iktidar yanlısı islamcıların nefret nesnesi haline geldi. onlara göre, örtüsüz başıyla filistin davasını temsil etmesi mümkün değildi! kimileri işi onun bir israil projesi, siyonist ajan falan olduğunu iddia edecek kadar ileri götürdü. ahed tamimi, filistin’de, türkiye’de, ırak’ta, lübnan’da, suriye’de yaşayan birçok yaşıtına benzer şekilde giyiniyor. ama bu giyim tarzı, kendi ifadeleriyle “islami bir dava” olan filistin davasını temsil etmiyor! filistin davasının neden islami bir dava olmadığını bu mecrada da okurları bıktıracak kadar yazdım, bir kere daha değinmeyeceğim. ama suudi arabistan’la israil arasındaki ilişkileri hatırlatmadan geçmeyeyim.

ancak şu soru önemli, ahed tamimi yakın zamana kadar benimsenirken, hatta tayyip erdoğan salınmasının ardından ona telefon etmişken neden böyle oldu?

bunun birkaç sebebi olduğu söyleniyor; birincisi ahed tamimi’nin geçmiş bir röportajında, “bir filistinli iki erdoğan’a değer çünkü biz kendi topraklarımızda savaşıyoruz,” mealinde bir cümle sarf etmesi, ikincisi de babası besim tamimi’nin suriye’deki tekfirci güçleri kınayan bir facebook postunun bulunması.

tamimi ailesi, işgal altındaki batı şeria’da nbi salih köyünde yaşıyor. babası besim tamimi, eşi ve kızı esir edildiğinde, “hayatımdaki en önemli iki kadını benden aldılar,” demişti. ahed tamimi özgürlüğüne kavuştuktan sonra, cezaevinde kadın esirlerle adeta bir okul kurduklarını, burada uluslararası hukuk öğrendiğini ve hukuk eğitimi almaya karar verdiğini açıkladı. bir köyde yaşayan, başı açık ve hukuk okumak isteyen 17 yaşındaki bir arap kadını, türkiye’nin laikçilerini şaşırtıyor, tekfircilerini ise öfkelendiriyor.

benzer bir öfkeyle, hdp kongresine katılan leyla halid’in, özellikle de kürtlerle filistinlilerin durumu arasında paralellikler kuran sözleri sebebiyle karşılaştığını hatırlarsınız. daha az bilinen bir şey var; türkiye’nin israil vatandaşlarına vize uygulamadığı halde filistinlilere uygulamasını protesto eden, türkiye’de yaşayan filistinliler de trollerin hedefi olmuştu.

şunu hatırlatayım, suriye’de savaşan ve türkiye’de taraftarlarının, hayranlarının hatta bizzat kendilerinin bulunduğunu bildiğimiz tekfirciler hiçbir zaman israil’e karşı hareket etmedi, israil hiçbir zaman düşman listelerinde yer almadı. aralarında israil’de tedavi görenler olduğunu da biliyoruz. ayrıca israil’in suriye ile çelişkisi yeni değil, 1967 yılından beri golan tepelerinde işgalci konumunda.

filistin’de ya da suriye’de olup bitenleri türkiye’deki siyasal ayrışmalarla, örneğin laiklik-islamcılık ekseninde ya da kürt hareketini merkeze alarak açıklamak mümkün de, doğru da değil. bu arap dünyasına aşina olan sosyalistlerin de defalarca tekrar ettiği bir şey. belki tam tersi daha doğru; israil’i dikkate almadan, türkiye de dahil olmak üzere bölgede olup bitenleri anlamak mümkün değil.

o yüzden iktidar cenahındaki, filistin solunu böyle açıkça dışlayan, hatta düşmanlaştıran yeni pozisyonların suriye’de son zamanlarda olup bitenden bağımsız düşünülemeyeceğine inanıyorum. bu da başka bir yazının konusu olsun.