Ekonomik kriz toplumsal sağlığı nasıl etkiliyor?

Özgür Bir Dünya İçin Kaldıraç'ın 208. sayısında (Kasım-2018) yayımlanmıştır.

Ekonomik krizin yarattığı etkilerin, toplum değerlerini ve sağlığını tehdit edebilecek bir noktada olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Mehmet Başkak, halkın ruh sağlığı için de ayrıca bir paket oluşturulması gerektiğini belirtti. Başkak, krizlerin farklı ülkelerdeki sosyal ve psikolojik etkilerini ortaya koyarken alınması gereken önlemler hakkında da bilgiler verdi.

Hastane bütçeleri kısılmamalı

“Ekonomik kriz sırasında akıl sağlığı hizmetlerinin kullanımında bir artış gözlenir. Bu yüzden hastane bütçelerinden kısıntı yapmamak gerekir. İnsanlar imkânları olmadığı için kamu hastanelerinden başka hastanelere gidemeyecektir.

Örneğin Yunanistan’da kamu hastanelerine kabullerde 2009’a kıyasla 2010’da yüzde 24 oranında artış kaydedilirken, özel hastanelere kabullerde yüzde 25-30’luk bir gerileme olduğu bildirildi.

Ekonomik kriz fahişeliği artırır

2010 yılı sonunda Yunanistan’da HIV hastalığı artmış; bu artışların yarısı, damar içi uyuşturucu kullanıcıları arasında bulaşmasına dayandırılabilir. Bu aynı zamanda, iğne değişimi ve erken tedavi hizmetleri gibi ilgili önleyici programlar ve eroin kullanıcılarının sayısındaki (2009’da yüzde 20 artış) ve fahişeliğin artmasıyla ortaya çıkmıştır. Şiddet, cinayet ve hırsızlık oranları da 2007 ile 2009 yılları arasında yaklaşık iki katına çıkmıştır.

Savunmasız gruplar unutulmamalı

Genelde, maddi zorluklarla karşılaşan insanlar zihinsel rahatsızlıklara karşı daha büyük risk altındadırlar. İngiltere’de, borca batmış insanlar, genel nüfusa kıyasla, depresyon veya psikoz sıklığının iki ila üç katına, alkol bağımlılığının iki katına ve ilaç bağımlılığının dört katına sahiptir.

Ekonomik zorluklar döneminde bu ilişkinin güçlendiği ve nüfustaki bu alt grubun ekonomik krizden diğerlerine oranla daha fazla darbe aldığı açıktır.

Örneğin, Yunanistan’daki ulusal intihar yardım hattını arayanların yüzde 25’inin 2010’da mali zorluklarla karşılaştığını bildirdi ve medyada çıkan haberler, yüksek düzeyde kişisel borcun ödenememesinin intihar artışında önemli bir faktör olabileceğini belirtmekteydi.

Sağlık sorunları olan insanlar da risk altındadır. 27 Avrupa ülkesinde yapılan bir çalışmada, ekonomik krizden kaynaklanmayan akıl sağlığı sorunları olan kişilerin ekonomik kriz sırasında işlerini kaybetme riskinin daha yüksek olduğunu, özellikle daha düşük eğitim düzeyine sahip olan erkek bireylerin bu riskle karşı karşıya olduğunu bulunmuştur. Yunanistan’da akıl hastalığı olanlar ve uyuşturucu rehabilitasyon programlarına katılanların, özellikle ekonomik krizin olumsuz etkilerine karşı savunmasız kaldığı tespit edilmiştir.

Sosyal koruma politikaları

Finansal krizin sağlık üzerindeki etkileri büyük ölçüde bir ülkedeki mali tasarruf politikası ve sosyal koruma önlemlerine bağlıdır. İzlanda halk oylamasıyla kemer sıkma kararını reddetmiştir ve finansal krizin ülkede sağlık üzerinde çok az veya hiç fark edilmeyen bir etkisi görülmüştür.

Bu durum, ekonomik krizle mücadele amaçlı politika önlemlerinin, nüfusun refahı ile ilgili ciddi olumsuz etkilere neden olabileceği anlamına gelmektedir. Uygulanan politikalar ekonomiyi düzelttiyse, o zaman sağlık sonuçları ödemeye değer bir bedel olabilir.”

Hangi önlemler alınmalı ya da alınmamalıdır?

Ekonomik krizin halk sağlığı üzerinde travmatik etkilerinin önemine dikkat çeken Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak, toplum sağlığı ve huzurunun ve geleneksel ahlâkî değerlerin ekonomik buhran dönemlerinde yıkıcı sapmalara sebep olabildiğini belirterek alınması gereken önlemleri şöyle özetledi:

“Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sosyal politikanın önemli olduğu düşünülen beş temel alanındaki kaynaklarını listeler, bunlar: aktif işgücü piyasası programları, aile destek programları, alkol fiyatlarının düzenlenmesi ve uygulanabilirliği yüksek riskli gruplar için toplum sağlığı hizmetleri ve borç erteleme programlarıdır.

Böylece, hükümetler, özellikle insanlara istihdam yaratan önlemleri bütçelendirerek, işlerini kaybedenlerin işsizliğin olumsuz etkileri ile baş etmesine ve işsizlerin hızlı bir şekilde işlerine geri dönmelerine olanak sağlayarak halklarını koruyabildikleri görülmektedir.

Olumlu politika tedbirlerinin etkisi bile hesaplanabilir. Her yıl kişi başı 100 dolar aktif işgücü piyasası programlarına harcama yapmak, intihar oranını 0,4 puan azalırken, kişi başına her 100 dolar aile desteği harcamasına karşılık gelen etki intihar oranını 0,2 puan azalmaktadır.

Ülkenin servetinin nihai kaynağı olan toplumu korumak için

Araştırmalar, ekonomik krizler sırasında, yakın tarihli ekonomik kriz ile intiharla sonuçlanan akıl sağlığı sorunlarının artması arasında bir bağın varlığını açıkça göstermektedir.

Pek çok karar vericilerin, ekonomik krize verdiği ana tepkiler, (ciddi) tasarruf önlemleridir. Bununla birlikte, bu önlemlerin, ekonomik krizden kaynaklanan iş kaybı nedeniyle genellikle nüfusun kötüye giden akıl sağlığı üzerinde zararlı bir etkisi olduğu görülmektedir. İnsanların akıl sağlığıyla ilgili yardıma en çok ihtiyacı olduğu zamanda, sağlık hizmeti sektöründeki maliyet düşürme önlemleri, akıl sağlığı sorunlarının önlenmesi, erken teşhisi ve tedavisi hizmetlerinin arzında önemli bir düşüşe neden olur. Özellikle savunmasız gruplar, örneğin mali zorluk çeken ve hasta olan insanlar risk altındadır.

Bu nedenle ekonomik kriz sırasında nüfuslarının akıl sağlıklarıyla ilgili en iyi ülkeler, en büyük sosyal güvenlik ağı olan ülkelerdir. Ülkenin servetinin nihai kaynağı olan toplumu korumak için sağlık ve sağlık hizmetleri erişimine daha fazla dikkat edilmesi gerekmektedir. Resesyondan etkilenen bölgelerde artan akıl sağlığı rahatsızlıklarıyla baş edebilmek için temel zihinsel sağlık hizmetlerini risk altındaki gruplara doğru genişletilmelidir.”

Kaynak: sozcu.com.tr / 9 Aralık 2016