Dersim Dernekleri Federasyonu, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yasaklanmasına yönelik bir açıklama yaptı

Dersim Dernekleri Federasyonu, Munzur Kültür ve Doğa Festivali’nin yasaklanmasına yönelik bir açıklama yaptı.

DEDEF’ten yapılan açıklamada, “Vergi veren, yurttaşlık sorumluluklarını yerine getiren bir toplum olarak kendimizi ifade etme hakkımızın 30’lu yıllardan farksız bir şekilde yasaklanmaya devam edilmesinin bizlere karşı hukuksuz bir kötü niyet göstergesi olduğunu kamuoyuna ilan ediyor ve kınıyoruz” denildi.

DEDEF’ten yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“18 yıldır yapılan Munzur Kültür ve Doğa Festivali izin talebimiz, son güne kadar bekletildikten sonra, 25 Temmuz tarihli yazıyla yasak ilan edilmiştir.

Herşeyden önce bu kararın son güne kadar bekletilerek ve ekonomik olarak çok ağır bir yük altına girmemiz sağlandıktan sonra bildirilmesi, yapılan işlemin her türden iyi niyetten uzak olduğunu göstermektedir.

Öne sürülen gerekçelendirmede, festivalimizin “yasadışı faaliyetlere, terör ve provakasyonlara” alan açacağı iddiası mesnetsizdir. Kaldı ki böylesi olasılıklara karşı önlem almak, festivalimizi güvenlik içinde yapmamızı sağlamakla yükümlü olanların, bu gerekçelendirmeyi demokratik hakkımızın yasaklanması gerekçesi yapmaları, temel hukuk normlarının ihlalidir.

17 yıldır, üstelik geçmiş sıkıyönetim ve OHAL koşullarında bile yapılan festivalimizin, OHAL’in kaldırıldığı bir zamanda yasaklanması da, kararın hukuki niteliği açısından bir diğer göstergedir.

Bu bağlamda öne sürülen “huzur ve güvenlik” gerekçesi de, 17 yıldır bir güvenlik ve huzursuzluk problemi yaratmamış festivalimize karşı açık bir zorlamadır.

Bu bağlamda atıfta bulunulan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ruhu ve temel haklara güvence olan maddeleri, keza bizzat anayasamızın 4, 23, 26 ve 34. Maddeleri, başta “milli güvenlik” olmak üzere zorlama gerekçeler üretilerek ihlal edilmektedir.

Yine öne sürülen, “halkın bir kesimin olumsuz etkilenmesi” gerekçesi, şehrimiz özgülünde geçerli bile değildir. Aksine halkın bütünü bu festivale istekle katılmakta ve 17 yıldır herhangi bir rahatsızlık belirtilmediği de devletin kayıtlarıyla sabittir.

Kaldı ki AİHM ve hatta Anayasa Mahkemesi kararları, toplantı özgürlüğünün halkın bir kesimini rahatsız etmesinin bile, yasaklama gerekçesi yapılamayacağını defaatle karar altına almış bulunmaktadır.

Kısacası tarafımıza iletilen yasaklama gerekçesi her açıdan hukuki meşruiyetten, demokratik bir toplum ölçüsünde başvurulabilecek gereklilik ve ölçülülük gerekçelerinden bütünüyle yoksundur.

Kaldı ki toplanma hakkının sınırlandırılması, Anayasa’nın 13. Maddesi gereğince “anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine” aykırı olamaz. Oysa festivalimizin yasaklanması, bu barışçıl toplantı hakkımıza, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ölçüsüz bir sınırlamadır.

Anayasa mahkemesinin vermiş olduğu pek çok kararın gösterdiği gibi, barışçıl etkinlik yapma hakkının demokratik bir toplumun olmazsa olmaz koşulu olduğu anımsanırsa, verilen yasaklama kararı gerçekte demokratik bir toplum iddiasının bu karar özgülünde bir kez daha berhava edilmesidir.

Bu karar hukuksal normlar dışında demokratik devlet sorumluluklarının da açık ihlalidir.

Çünkü demokratik devlet olmanın birinci koşulu halkın beklenti ve temel haklarını güvence altına almak, ona yasakçı, boyun eğdirici bir zihniyetle yaklaşmaktan vazgeçmektir.

Oysa bu yasaklama kararıyla mülki amirlik, bir kez daha Dersim halkının inancına, anadiline, doğasına saygı talebini, bunu dillendirme hakkını yasaklamış olmaktadır.

Vergi veren, yurttaşlık sorumluluklarını yerine getiren bir toplum olarak kendimizi ifade etme hakkımızın 30’lu yıllardan farksız bir şekilde yasaklanmaya devam edilmesinin bizlere karşı hukuksuz bir kötü niyet göstergesi olduğunu kamuoyuna ilan ediyor ve kınıyoruz.

Bize reva görülen bu yasakçı, asimilatör, hak tanımaz davranışlar için artık yeter artık, yeter, artık yeter çığlığımızı haykırıyoruz.”