“Bu suça ortak olmayacağız” diyen yedi akademisyenin dosyası birleştirildi

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “terör örgütü propagandası yapmak” ile suçlanan akademisyenlere ilişkin davalar İstanbul Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti 7 akademisyenin dosyasını birleştirdi.

Barış İçin Akademisyenler’in “Bu suç ortak olmayacağız” bildirisini imzaladıkları için “terör örgütü propagandası yapmak”la suçlanan akademisyenlerin davaları dün (18 Eylül) Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde devam etti.

Bianet’te yer alan habere göre akademisyen Reşit Canbeyli savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“İtiraf edeyim ki daha önce imzaladığım iyi niyetli, sağlam gerekçeli metinlerin çok yankı getirmediği ve olumlu gelişmelere yol açmadığını bilen birisi olarak, bu metnin de isteğim etkiyi yapacağı konusunda kuşkularım vardı. Yanılmışım. İmzalarımız devlet katında dikkate alınmış. Bu dikkat her ne kadar şimdilik adli ama adil olmayan bir sürece dönüşmüş olsa da, ben özgür fikirli, cesur insanların altına imza attıkları bu metnin bir gün ülkemizde çok daha ciddiye alınıp, yaygın olarak benimsenecek bir ilkeye dönüşeceğine inanıyorum.”

“Böyle bir metni imzaladığım için gururluyum”

Akademisyen Berna Kılıç ise “Bildiriye imzamı atarak işlenegelen suçları durduramadım ama bu konuda kamuoyu oluşmasına bir milim katkım olmuşsa mutluyum, ve bu fevkalade kör, vicdansız, tek sesli resmi tarihe bir düzeltme olarak böyle bir metni imzaladığım için de gururluyum” dediği savunmasını okudu ve beraatini istedi.

“Şiddetin kalıcı bir şekilde son bulması çağrısını destekledim”

Akademisyen Zeynep Gambetti savunmasında şunları söyledi:

“Ben ‘kalıcı bir barış için çözüm yollarının kurulması’ ifadesini aynen alıntıladığım şekilde kullanan bir metne imza attım. Yani, şiddetin kalıcı bir biçimde son bulması çağrısını destekledim. Böylesi bir çağrının şiddet kullanmayı teşvik edecek şekilde propaganda yaptığı savının, bırakınız hukuk teamüllerini, en temel mantık kurallarına dahi aykırı olduğunu düşünüyorum.”

“İmzaladığımız metin, devlete ve siyasi iktidara çağrıda bulunan bir barış bildirisidir”

Akademisyen Aslı Zeren ise savunmasında küresel barış ve demokrasi için, kültürel çeşitlilik ve mirasın korunması üzerine çalışan bir araştırmacı olduğunu belirterek “Yaşamı boyunca şiddetin her türlüsünü reddeden bir insan olarak herhangi bir terör örgütünü desteklemem ya da propagandasını yapmam mümkün değil. İmzaladığımız metin, savcılık iddianamesinde öne sürülenin aksine, açık bir şekilde şiddetin ve sivil kayıpların durdurulması ve temel insan haklarının korunması için devlete ve siyasi iktidara çağrıda bulunan bir barış bildirisidir” dedi.

Beyanlarını tamamlayan yedi akademisyenin duruşmaları 35. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bünyesinde akademisyen yargılamaları ile birleştirildi. Dosyaları birleştirilen akademisyenlerin davaları 18 Ekim’de devam edecek. Semih Savaşal ve Yasemin İnceoğlu ise iddianame ulaşmadığını belirterek savunma için ek süre talep etti.