Birleşik İşçi Kurultayı… – İhsan Hacıbektaşoğlu

İşçi sınıfı, kendisine dayatılan kölelik koşullarını kabul etmeyecek. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın bu toprakların şanlı sınıf mücadelesi tarihi bir şekilde bugüne taşındı. Burjuvazi devasa devlet gücünü her düzeyde kullanarak sınıfı tarihinden koparamadı. Yazılı tarih yok edildi ama sözlü tarih dilden dile tüm engelleri aşarak sınıfın hafızasını diri tutmayı başardı…

Bu söylediklerim öylesine söylenmiş değil.

Son otuz yılda sınıf mücadelesinin sürekli mevzi kaybettiğini biliyoruz. Tekel Direnişi, Paşabahçe, Metal Fırtına gibi başat eylemlerin dışında irili ufaklı yüzlerce eyleme imza atıldı. Tüm bunlar işçi sınıfının haklarının bir bir elinden alınmasına engel olamadı. Diğer taraftan ise işçi sınıfı, içinde barındırdığı dinamizmi hiç kaybetmedi…

Eksik olan neydi? Bu sorunun tek geçerli yanıtı var. O da örgütlenmeden yoksun olmak.

İşçi sınıfı özellikle son otuz yılda ekonomik, demokratik, siyasi örgütlenmelerden yoksun bir süreç yaşadı. Sendikalar işçi sınıfının haklarını savunan örgütlenmeler olmaktan öte, sınıfın önünde barikat olma işlevi gördü. Sendikaların çürümüş yapıları işçilerin öz örgütlenmeleri olan bu kurumlara güveni en aza indirdi. Siyasi olarak sosyalist hareketin yaşadığı uzun süreli tasfiye süreci işçi sınıfının kolunu kanadını tamamen kırdı…

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, işçi sınıfı, önderlerini çıkarmaya devam etti. Genç işçi önderleri biraraya gelerek sorunlarını tespit etmek ve çözüm önerilerini belirlemek için her defasında irade geliştirmekten geri durmadı. Devletin ideolojik saldırılarının işçileri geri çeken işlev görmesi bu dinamizmi yavaşlattıysa da eksiltmedi.

Bugün için işçi sınıfı mücadelesinin yeni bir döneme girdiğini söyleyebiliriz. Başta sanayi havzaları olmak üzere ülkenin birçok yerinde işçi önderleri sosyalistlerle bir araya gelerek döneme özgün örgütlenmeler yaratıyor. Küçük ölçekli başlayan örgütlenmeler zaman içinde ortaklaşmaya dönük eğilim gösteriyor.

Örgütlenme serüvenine henüz bir yıldır başlayan Birleşik İşçi Kurultayı, bu sürecin öne çıkan yapılanması konumunda.

Birleşik İşçi Kurultayı ilk toplantısını 8 Nisan’da İstanbul’da gerçekleştirdi. Ülkenin değişik illerinden, 22 ayrı sektörde çalışan 300 işçi bu toplantıda biraraya geldi. Kürsü işçilerindi. Sorunlarını tartıştılar ve çözüm önerilerini ele aldılar. İşçiler burada kalmadılar. Yaşadıkları esaretin tek nedeninin örgütsüz olmaları olduğunun altını çizdiler. Hemen ardından da kurultayın, işçi sınıfının fiilî meşru bir mücadele zemininde örgütlenmesi için kolları sıvadılar.

8 Nisan toplantısı sonrası bölgelerine dağılan işçiler hiç durmadan örgütlenme faaliyetine başladılar. Bulundukları il ve bölgelerde yerel toplantı ve kurultaylar örgütleyerek süreci örmeye devam ettiler. Toplantılar sonrası delegelerini seçerek ll. Birleşik İşçi Kurultayı’na gönderdiler…

ll. Birleşik İşçi Kurultayı 28-29 Temmuz tarihlerinde gerçekleşti. İki gün süren ve yoğun tartışmalarla geçen kurultay başarılı bir biçimde sona erdi. Kurultay, örgütlenmesini büyüterek yoluna devam etme kararı aldı. Sınıf mücadelesi yürüten bütün kesimleri içine almaya ve işçi sınıfının ekonomik, demokratik, siyasi mücadelesine önderlik etme iradesini ortaya koydu.

Kurultay kendisini şöyle tarifledi; Kurultay sendika ya da siyasi parti değildir. Amacı sınıf mücadelesini her düzeyde örgütlemek ve sınıfın kendisi için sınıf olmasını sağlamaktır.

Diğer taraftan ise işçi sınıfının başarısının ancak disiplinli bir örgütlenmeden geçtiğinin önemi vurgulandı. Kurultay böyle bir disiplinli çalışmayı kesin bir ilke olarak ilan etti…

Geçtiğimiz bu kritik süreçte işçi sınıfının rolünün merkez olacağı kesindir. 40 milyona yakın işçi kitlesi giderek ağırlaşan koşulları ilk elden yaşayacaktır. Buna şüphe yok. Türkiye kapitalizminin krizin yükünü öncelikle işçilere yükleyeceği aşikârdır…

İşçi sınıfı ise boynunu kasabın bıçağına gönüllüce uzatmayacak. Tarihinden öğrenecek, örgütlenecek ve direnecektir. Bu, işçi sınıfını diğer toplumsal muhalefetin önderi hâline getirecektir. Olması gereken de budur…

Birleşik İşçi Kurultayı yeni dönemin umududur. Tüm işçi önderleri Kurultay bayrağının altında birleşmelidir.

Öyleyse haydi, umudu büyütmeye, umudu örgütlemeye…