AYM’den Figen Yüksekdağ kararı

HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurusunda, bir üyenin “ihlal var” yönündeki karşı oyuna rağmen oy çokluğuyla “kabul edilemez” kararı verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 4 Kasım 2016’da tutuklanan ve ardından milletvekilliği düşürülen HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın bireysel başvurusunu karşı oya rağmen “kabul edilemez” buldu.
Bireysel başvuru, tutuklama tarihinden sonra Yüksekdağ ile ilgili yakalama, gözaltına alma ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ile siyasi faaliyet kapsamındaki eylemlere ilişkin olması ve tutukluluk nedeniyle milletvekilliği görevinin yerine getirilememesi nedenleriyle de ifade özgürlüğü ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının ihlal edildiği gerekçeleriyle yapıldı.
Başvuruyu değerlendiren AYM, “Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar” açısından olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun “ikincillik niteliği” ile bağdaşmadığı sonucuna vardı. Kararda, “hukuka aykırı olarak yakalandığı ve gözaltına alındığı” gerekçesiyle ilgili yargısal başvuru yollarının tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığını anımsatılarak, bu gerekçeyle başvurunun bu kısmının “kabul edilemez” olduğuna karar verildi.
‘TUTUKLAMA TEDBİRİNİN KANUNİ DAYANAĞI VAR’
Başvuruda, suçlamaya konu olan olayların milletvekili ve bir siyasi parti eş genel başkanı sıfatıyla katıldığı miting, basın açıklaması ve konferanslar gibi etkinliklerde yaptığı konuşmalardan oluştuğu, dolayısıyla da bunların ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, suça konu edilmesini de değerlendiren AYM, kararında tutuklamanın siyasi saiklerle yapılmış olmasının mümkün olmadığını ifade edilerek, “Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen karan dikkate alındığında somut olayda başvurucunun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair bir karar alınmadığı, yapılan Anayasa değişikliği ile belirli aşamalardaki dosyalarla ilgili olarak yasama dokunulmazlığı yönünden bir istisna getirildiği anlaşılmaktadır. Başvurucunun hakkındaki tutuklama kararına konu suçların bu istisna kapsamında olmadığı yönünde bir iddiası bulunmamaktadır. Dolayısıyla somut olayda başvurucunun yasama dokunulmazlığından yararlanması nedeniyle tutuklanamayacağı söylenemez. Bu yönüyle başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır” denildi.
Yüksekdağ’ın tutuklanmasına gerekçe olan açıklamaların yer aldığı iddianamenin ilgili bölümlerinin de alıntılandığı AYM kararında, “Başvurucu hakkında verilen tutuklama kararında açıklanan ve kaçma şüphesine yönelen tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin bulunduğu anlaşılmaktadır” ifadelerine yer verildi.
‘TUTUKLULUKTA İHLAL YOK’
Kararda, Yüksekdağ’ın “dokunulmazlıkların kaldırılması” düzenlemesinden beş ay sonra tutuklandığı hatırlatılarak, şöyle denildi: “Bu süreç içinde yapılan işlemler incelendiğinde Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesine müteakip farklı Cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilen dosyalarla ilgili fezleke düzenlenmesi, dosyaların yetkili Cumhuriyet başsavcılığına gönderilmesi, birleştirilmesi ve başvurucunun ifadesinin alınması için talimat yazılması ve çağrı kağıdı çıkarılması gibi usule ilişkin işlemlerin yapıldığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla soruşturma süreci içinde soruşturma mercileri başta olmak üzere kamu makamlarının hareketsiz kalmaları söz konusu değildir. Ayrıca tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak yukarıda yer alan tüm açıklamalar karşısında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin Anayasa’da öngörülenin dışında siyasi bir amaçla gerçekleştirildiği iddiasının incelenmesini gerektiren bir durum söz konusu değildir. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.”
KARŞI OY: İHLAL VAR
Bu karara AYM üyesi Engin Yıldırım’ın katılmayarak, karşı görüş sunması da dikkat çekti. Yıldırım, Anayasa’da güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile 67. maddesindeki seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği yönünde karşı görüş bildirdi.
Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine dair iddiaya ilişkin ise Yıldırım’ın karşı oyuna rağmen oy çokluğuyla “kabul edilemez” kararı verildi.
MA