Arzunun gaddar ve acımasız bir tezahürü – Metin Yeğin

Kocaman bir yer açıldı ormanın ortasında. Bakınca şok etmeliydi insanı. Tabii ki insanlar da sürüldü. Bu kadar büyük bir şey yapılırken -dünyanın en uzunu- ne önemi vardır üç, beş ağacın -bin ya da milyon-, kuşun, börtü böceğin ve biraz insanın. Çünkü ‘birliğin sembolü’, bir zafer simgesi bu.

Goethe’nin, ‘Faust’unun orta sayfalarında yaşıyoruz gibi gelmiyor mu size de?

Önce ağaçları kestiler. Ağaçlar kendilerine başka yer aramalıydılar artık ve kuşlar filan ya da artık ne yaşıyorsa oralarda. Yağmur da eğer bu ağaçlara yağıyorsa, başka yere yağsın artık. Selse sel, kuraklıksa kuraklık, istatistiklerde ortalama tutar nasıl olsa.

Kocaman bir yer açıldı ormanın ortasında. Bakınca şok etmeliydi insanı. Tabii ki insanlar da sürüldü. Bu kadar büyük bir şey yapılırken -dünyanın en uzunu- ne önemi vardır üç, beş ağacın -bin ya da milyon-, kuşun, börtü böceğin ve biraz insanın. Çünkü ‘birliğin sembolü’, bir zafer simgesi bu. Büyük bedeller ödendi bunun için. Açılış gününe yetişmek için binlerce polis gönderildi ki uyup dış mihrakların iğvâsına protesto edenler püskürtülsünler deyu -dizi ağzıyla-. Ki çoğu zaten daha önceden evleri basılıp gözaltına alındılar…

Ah yanlış anlamayın sakın, bir heykel açılışından bahsediyorum, Hindistan’da. Dünyanın en uzun heykeli bu. ABD’deki Özgürlük Anıtı’nın iki katı uzunluğunda, 182 metre, Hindu milliyetçiliğinin simgelerinden Vallabhbhai Patel’in anısına yapıldı. -Bu arada Hinduizm yani Hindu dini ile milliyetin aynı sayıldığının, boşuna mesela, Türk-İslam sentezi yapmaya gerek olmadığını da hatırlatmalıyım.-

‘Arzunun gaddar ve ve acımasız bir tezahürle cisimleşmesi’* bu…

Arundhati Roy ile bundan 10 yıl önce yaptığım söyleşi, aklıma geliyor bu günlerde, nedense; “Söylemeye çalıştığım şey şu. Bir yandan bu Hindu sağının faşist programı var. Öte yandan liberaller var ki onların işi de gidişatın hiç de o kadar kötü olmadığını anlatmak. Tamam bu insanlar öldürüldü ama artık bunlar hakkında konuşmayalım, tamam bitti diyorlar. Ama bir yandan da bu RSS isimli örgüt var ki bu ideolojiyi tüm ülkede yaygınlaştırıyor. 45 bin üyesi, 700 bin gönüllüsü var. Okulları, buralarda okuyan bir buçuk milyon öğrencisi, öğretmenleri, gecekondu örgütlenmesi, kabile örgütlenmeleri var. Bu, muazzam bir altyapı. Bütün bunlarla bu nefret mesajını yaygınlaştırıyorlar. Bu durumda ne yapacaksınız bilmiyorum. Çıkıp da herkes birbirini sevsin falan mı diyeceksiniz, bu kulağa çok aptalca geliyor.

Bir yanda bunlar var, bir yanda da şu ana kadar Hindistan’daki en başarılı ayrılıkçı hareketi yaratmış olan neo-liberal proje var: Yani üst kast ve orta sınıflar sanki uzaydaki bir başka ülkeye ayrılmışlar gibi bir durum var. Şimdi ise tek yapmak istedikleri oradan aşağıya bakıp oradaki boksit madeni, bu nehirdeki su, şuradaki demir madeni bizim, siz ne hakla orada yaşıyorsunuz demek…”

Yine aynı şekilde, Amazon Ormanları’nın ortasına inşa edilmiş başkent Brasil’in dev caddelerinde, dev hükümet binasının önünde, ellerinde kılıçlarıyla üstümüze saldıran dev atlı polisler geliyor aklıma. Çünkü çok iyi biliyorum ki binalar ne kadar büyüyorsa, insanlar o kadar küçülüyor.

Ve Şeytan ‘Faust’ta gizlidir.

*André Breton…

Kaynak: Gazete Duvar