3. Havalimanı apronu daha açılmadan çöktü

29 Ekim’de açılacağı belirtilen 3. Havalimanı’nda oluşan devasa çukur gündeme oturdu. Sosyal medyada yayılan görüntülerde havalimanı apronunda büyük bir göçük gerçekleştiğini görülüyor.

Sosyal medyada dolaşıma sokulan bir fotoğraf, 3. Havalimanı apronunda büyük bir göçük gerçekleştiğini gösterdi. Firma ise olayın bir göçük olmadığını ve çukurun bilinçli olarak açıldığı yönünde bir açıklama yaptı.

Havalimanında çalışanların iddiaları ise yaşanan olayın gerçekten bir göçük olduğu ve firmanın olayın üstünü kapatmaya çalıştığı yönünde.

METRO İNŞAATI MI, KAZA MI?

Bir havalimanı işçisi, oluşan kazanın bir göçük olduğunu ve İGA’nın bunu örtbas etmeye çalıştığını belirtti.

Oluşan büyük çukurun Terminal ile Pier 2 bölgeleri arasında olduğunu belirten havalimanı işçisi, bu alana daha önce de günlerce dolgu toprak taşınarak dolgu yapıldığını, silindirlerle toprağın sıkıştırılmaya çalışıldığını belirtti.

Pier 2 bölgesinin hemen yanındaki Terminal 1-9 bölgesine gidecek olan inşaat halindeki yolun yapım çalışmaları sırasında çöktüğünü belirten yurttaşlar aynı zamanda bu yolun işçiler tarafından sıkça kullanıldığını dile getirdi.

‘İGA ÖRTBAS ETMEYE ÇALIŞIYOR’

Havayolu inşaatı çalışanları, bilinçli olarak açılan çukurlarda dozer kepçelerinin tırnak izi olması gerektiğini, ancak paylaşılan görsellerde böyle izler bulunmadığını belirtirken oluşan devasa çukurun bir göçük olduğuna işaret etti.

Kokpit.aero’nun haberine göre, İGA olaya ilişkin şu açıklamada bulundu: “Proje  kapsamında Havalimanı Terminal İstasyonu M9 makas yapısı imalatının programına uygun olarak tamamlanabilmesi için mevcut şafta ilave olarak ikinci geçici ulaşım şaftı apronda açıldı. Gerekli çalışmalar tamamlandıktan sonra ulaşın şaftı kapatılacak”.

Olay yerinden paylaşılan fotoğraflar ise işçilerin iddialarını destekliyor.

UZMANLAR UYARMIŞTI

İnşaatın yapımından bu güne kadar bölgede yaşanan çökmelere kesin çözüm bulunamazken, bu konuda yıllar önce yapılan uyarılar akla geldi. 3. Havalimanı’nın bulunduğu bölgeyi araştıran Jeolag Esen Arpat da, zeminde yaşanan çökmeler konusunda uyarı yapmıştı. Pistlerin yapılacağı alanlarda 800 milyon metreküp dolgu yapılacağına dikkat çeken Jeolog Arpat, dolgulara rağmen arazinin niteliği nedeniyle pistlerde büyük çökmelerin yaşanacağını söylemişti.

Jeolog Esen Arpat, 3. Havalimanı inşaatında yaşanan çökmeler konusunda Cumhuriyet Bilim Teknik’e görüş vermişti. Arpat, 3. Havalimanı’nda yaşananların hiç de tesadüfi olmadığını gösteren açıklamalarında, olası büyük tehlikelere dikkat çekmişti.

Arpat Ocak 2014’te şunları söylelişti.

“Uluslararası niteliklerdeki hava alanlarının pistleri için kabul edilebilir pist eğimi sınırı düşüktür. Seçilmiş alan güneyde kabaca 130m yükseltisinde uzanan bir sırt ile kuzeyde Karadeniz kıyısı arasında yer almakta olduğu için pistleri söz konusu düşük eğime getirmek çok büyük miktarlarda dolgu yapmak zorunluluğunu doğurmaktadır.

Bu dolgunun miktarı, çeşitli hesaplamalara göre biraz farklılıklar gösterse de, yaklaşık 800 milyon metreküptür. Yapılacak dolgunun kalınlığı çok büyük olup, genelde deniz yönünde artmakta, pek çok yerde 50 metrenin üzerinde olup, bazı pistlerin altında 95 metreye kadar ulaşmaktadır.

10 metrelik otoyol dolgularının bile zaman içinde, çoğu kez de kısa sürede, trafiği rahatsız edecek şekilde oturduğu anımsanırsa, bu olağanüstü kalın dolguda karşılaşılacak ürkütücü sonuç kolay anlaşılır.

Uçak pistlerinin oturmaya, hele farklı oturmaya toleransının çok küçük olması, uçağa binmiş olan herkesin çok kolay kavrayacağı bir konudur. Planlanan yeni havalimanında uzunlukları 3500 ile 4100m arasında değişen altı tane pist vardır. Pistler 60m genişliktedir; ama, pistlerin yanında onlara koşut konumda, gerektiğinde acil inişler için de kullanılacak yan yollardan, pistler arasındaki bağlantı yollarından oluşan geniş alanlar vardır.

Bunlara uçakların apron sahasında kullanacakları diğer geniş alanları da eklediğinizde söz konusu havaalanı sahasının çok büyük bir bölümünün dolgu oturmasına karşı toleransının çok düşük olacağı görülmektedir.”

20 METRE DERİN GÖLLER

“Doğal orman özelliğini yitirmemiş güney bölgenin dışındaki arazi, ocak işletmelerinin atıklarının oluşturduğu tepelerden ve bu tepeler arasında kalmış çukur alanlardan oluşmaktadır. Bu çukurlukları dolduran 66 gölün 16 tanesi 15 metreden derindir. Bunlardan 8 tanesi 20 metreden de derindir. Aralarında 29m derinliğe ulaşanı vardır. Özellikle büyük göllerin tabanında 6,5m ye kadar varan kalınlıkta balçığın yer aldığı bilinmektedir.

Tepeler oluşturan işletme atığı dolgular ana pistlerin altında bile yer yer 30m kalınlığa ulaşmaktadır. Asıl ürkütücü olan durum pistlerin, uzunlukları doğrultusunda değil, yalnız enleri boyunca incelendiğinde bile çok farklı kalınlıklarda dolgu üzerinde yer almakta olmalarıdır.

Bazı pistlerin bir yanı 20m kalınlıkta ocak artığı üzerinde iken, diğer yanı bir gölün üzerine rastlamaktadır. Söz konusu ocak atıkları çoğu yerde bir plan ve özel uygulama gözetilmeden dökülmüş yığınlar şeklindedir. Bu tür atık yığınlarının gevşek, duraysız niteliklerini gösteren bir fotoğrafa bu yazıda yer verilmiştir. Bu yığınlar, onların üzerlerinde yapılacak dolguların altında büyük miktarda sıkışacak ve oturacaktır.”

İKİ BÜYÜK SORUN

“İki büyük sorun var. Bu yığınlardaki oturmalar, düzensiz bileşimlerinin sonucu olarak bir yerden diğerine farklı miktarlarda olacaktır, yani pistin farklı yerleri farklı oturmalara uğrayacaktır.

Diğer büyük sorun ise bu oturmaların kabul edilebilir düzeylere inmesinin, oturmaların, rastlantısal olarak düzenli olduğu yerlerde bile uzun yıllar alacak olmasıdır. Yani dolduralım, bekleyelim, pisti sonra yaparız deme şansı da yoktur.

Yukarıda ele alınan oturma şu sırada sahada bulunan ocak atıklarından oluşan tepelerin, sırtların, onların üzerlerine konacak yük altında uğrayacakları oturmadır. Ancak pistleri istenilen eğime getirmek için yapılacak yaklaşık 800milyon metreküp ek dolgu da, yer yer çok büyük boyutlarda olmak üzere oturacaktır. Kendi yükü altında oturmayacak sağlam kayalardan oluşmaması durumunda, her dolgu oturur. Çok özel gereçler kullanarak ve çok özen gösterilerek yapılan dolgular bile zamanla oturur. Kaldı ki söz konusu büyüklükte bir dolguyu gerçekleştirmek için gerekli dolgu gereci karışımını, bölgeden, kabul edilebilir uzaklıklardan sağlamak olanağı yoktur.
Dolgunun oturmasını hızlandırmak için çeşitli yöntemler vardır; ama, bu yöntemleri kullanarak söz konusu kalınlıkta ve yaygınlıktaki dolgunun oturmasını hızlandırmak, ancak kağıt üzerinde olanaklıdır.”

MECBUREN ORMANA YÖNELECEKLER!

“İşte bu noktada, sürprizlere alışmış (belki de alıştırılmış) İstanbullulara bile fazla gelecek bir tatsız sürpriz ufuktadır. Orman talan edilip, tepeler yontulup, sıra dolgu uygulamasına geldiğinde, daha önce saklanmış olan gerçek dile getirilmeye başlanacaktır. “Dolgunun oluşturulmasında kaya kullanmak tek uygulanabilir çözümdür” oldu-bittisi (!) ile işe girişilerek, çevredeki şu sırada yetişkin ormanlarla kaplı olan uygun dolgu kayası sahalarına el atılacaktır. Bu sahalar Kemerburgaz’ın batısındaki ve Kilyos’un güneybatısındaki ormanlık alanlardır.

Şimdiden gözüküyor ama sıra geldiğinde “çaresiziz” denerek bu ormanlara da saldırılacaktır. Yani, “oralara yönelmeyelim de koca İstanbul daha uzun süre havalimanı sıkıntısı mı yaşasın?” sloganı, sanırım bazılarının kafalarında şu sırada hazırdır.

Diğer bir çözüm daha sürülebilir piyasaya. Bu çözüm önerisi havalimanı dolgusunda “Kanal İstanbul”un kazısından çıkacak uygun gereç kullanılacaktır, şeklinde olacaktır.

Günümüzdeki dayanakları ile kendi başına bir macera niteliğindeki o projeden de maalesef umut yoktur. Zira söz konusu kanal yapılsa bile, oradan çıkacak kazı gerecinin ancak çok az bir bölümü havalimanı için gerekli olan dolgunun niteliklerini taşıyacaktır.”